Bireyselleşmek  

Teknolojik gelişmelerin yarattığı televizyon, bilgisayar, cep telefonu gibi dijital cihazların olmadığı zamanlarda insanlar mahalle kültürü içinde yaşıyorlardı.  Elbette çiplerin gelişimi ile dijital devrim yaşandı ama eş zamanlı olarak daha iyi motorlar ile daha uzun ömürlü arabalar da yapıldı, daha kullanışlı ve ulaşıma elverişli otoyollar yapıldı, havalimanları ve uçaklar yapıldı. İşte bütün bu gelişmelerden önce, günümüzden çok da eski olmayan zamanlarda insanlar yaşadıkları mahalleden pek de uzaklara gidemezlerdi, uzak diyarlara yolculuk etmek için ne uygun yol vardı ne de araba, olanlar ise kimsenin kolay kolay elde edemeyeceği kadar pahalıydı. İnsanlar için devlet memurluğu ve bereketi bol bir mahalle esnaflığı en gözde mesleklerdi, ülke nüfusunun çoğunluğu bu tip işler peşinde koşarlardı. Evden işe giderler, işlerini yaparlar, eve dönerler, dost ve aile meclislerinde sohbetler edilir, çaylar içilir, misafirliğe gidilir ve yatılırdı. Bu dönemde insanlar arası sohbet en çok zaman geçirme aracıydı.

Günümüzde ise yine sohbet oldukça revaçta ama genellikle yazılı olarak yapılmaya başlandı. Çoğumuz artık cep telefonu ile birisini aramak yerine Whatsup veya benzeri uygulamalar üzerinden yazmayı tercih ediyoruz, aynı şekilde hepimiz günde onlarca e-mektup alıyor ve atıyoruz. Bilgisayar üzerinden Skype ile yazışıyoruz, Facebook ve Instagram ile anlık fotoğraflarımızı görebiliyoruz. Twitter ile görüşlerimizi tüm dünyada paylaşabiliyoruz, dünyanın diğer ucunda takip ettiğimiz insanın ne yaptığını anlık olarak takip edebiliyoruz. Beğendiğimiz veya merak ettiğimiz herhangi bir diziyi veya filmi internet üzerinden istediğimiz zaman istediğimiz kadar seyredebiliyoruz. Canımız istediği anda uçağa binerek dünyanın diğer ucuna gidebiliyoruz ve bu kısa zaman önce çok zor olan eylem için hiç de çaba harcamıyoruz, birkaç dakika içinde hiç bilmediğimiz bir ülkenin bilmediğimiz bir şehrine uçak bulabiliyor ve o şehirde bize uygun olan en iyi otelleri anında görebiliyor ve yerimizi ayırtabiliyoruz hatta daha da ileri giderek şehirdeki en iyi restoranları, gece klüplerini, eğlence mekanlarını ve tarihi eserleri bulabiliyoruz. Biraz internet kullanmayı bilen bir insan artık başka kimseye ihtiyaç duymuyor.

Herkesin her türlü bilgiye ulaşabildiği bir dünyada acaba insanlar bu bilgiyi kullanmayı ne kadar biliyorlar ve acaba doğru bilgi ne kadar umurlarında?

Bilgiye ulaşmak ve kullanmayı bilmek aslında biraz ana dilini konuşmaya benziyor, ortalama bir insan günlük yaşamını ana dilinde 200-250 kelime kullanarak geçiriyor binlerce kelime içinden. Benzer şekilde milyonlarca veri barındıran internet üzerinden bilgiye ulaşmak için pek çok insan Google ve benzeri arama motorlarına merak ettikleri konuları bile yazmaktan çekiniyorlar. Bu durumun birince sebebi olarak okuma alışkanlığımızın bulunmaması geliyor çünkü okumaktan çekiniyoruz, okumaya üşeniyoruz.

Merak edip bilgiye ulaşan insan bu sefer yeterli bilince sahip olmadığı için hayatına araştırmaya vermiş ve dünya çapında ün yapmış olan bilim adamını tutarsızca ve umarsızca eleştirebiliyor. Twitter üzerinden dünyanın en ünlü, kendisini ispat etmiş bilim insanlarına, siyaset bilimcilerine yüzlerce hakaret gelebiliyor. Yeni bir icat ile karşılaşıldığında, “nasıl yapmışlar acaba“, “bize ne katkı yapabilir bir araştıralım” yerine “ne işimize yarayacakmış bu bizim” yaklaşımı yaygın olarak gözüküyor.

Teknolojik devrim ile gelişen iletişim cihazları bizi hızla bireyselleşmeye doğru itiyor, artık kimseye ihtiyaç duymuyoruz, kimse bizden daha iyi değil, biz herkesten daha çok biliyoruz, her konuda bir fikrimiz var çünkü bireyselleşme kendimizi birebir başkaları ile kıyaslama imkanını kaldırdığı için egolarımızı şişiriyor. Eski zamanlarda en az on – on beş kişilik sohbet meclislerinde bazı insanlar davranışlarıyla ve sözleriyle itibar görürlerdi. Günümüzde birebir yapılan yazılı sohbet ortamlarında böyle bir durum söz konusu olamıyor. Gözünün içine bakmadan, beden dili kullanmadan birisini sadece yazışarak ikna etmek imkansızdır.

Teknolojinin daha çok insana ulaşması ile birlikte toplumların yapısı hızla değişecektir. Tam anlamıyla herkesin fikrini paylaşabildiği ve çoğunlukla şüpheye yer vermeden kesin olarak doğru kabul ettiği bir global kaos toplumunda yaşıyor olacağız. Tüketim toplumunun yarattığı bir olgu olan bireyselleşme ile her insan ben de varım diyecek, hangi görüşün diğerinden doğru olduğunu ayrıştırma giderek zorlaşacaktır, akıl yürütmeyi bilen, eğitimli insanların yazıları okunmadığı için pek çok insan özgüven yarıştırma içine girecektir.

İnsanlık her zaman iyiye gider kuramından hareket edersek yine uzun vadede bireyselleşme hukukun üstünlüğü ilkesinin pekişmesini sağlayabilir çünkü bir örgüte, cemiyete üye olmayan bireyin hukuk dışında başka bir güvencesi yoktur.

Internet üzerinden geliştirilen pazarlama yöntemleri insan zihninin beğeni algısını manipüle ederek sanal bir tür kitle psikolojisi oluşturabilir. Normalde kişisel zevklerimize hitap etmeyen herhangi bir ürünü sebepsiz yere beğenmeye başlayabiliriz. Bunu muhtemelen on – yirmi yıl sonra görmüş oluruz.

Bireyselleşme tüketim eğilimlerimizi, inançlarımızı, değerlerimizi daha önce hiç olmadığı kadar büyük boyutlarda ve süratle değiştirecektir. Muhtemelen günümüzden otuz yıl sonrası insan davranışları bakımından günümüze hiç benzemiyor olabilir.

Not: Ağustos 2015 tarihinde yazılmıştır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top