Türkiye’de genel seçimin Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın tekrar aday olabilmesi için biraz erkene alınarak 2027 yılının Kasım ayında yapılması beklenmektedir. Bugünden itibaren yaklaşık 1,5 yıl kalmıştır ve bu süre etkin bir seçim kampanyası yapabilmek için uygundur, zaten seçime 1 yıl kalaya kadar başlamayan kampanyaların başarılı olması genellikle zordur. Bu açıdan bakılırsa Eylül 2026 tarihi itibarıyla Cumhur İttifakı’nın seçim programına başlayacağını tahmin edebiliriz. Önümüzdeki seçimde iktidarı en çok zorlayacak konunun hemen her seçimdeki gibi ekonomik durum olduğunu söyleyebiliriz.
Hükümetin ekonomi programı kısmen başarılı gidiyor, enflasyonun hızı kesildi ve %30 seviyelerine kadar geri geldi ancak özellikle ABD’nin İran savaşı ve CHP içindeki karışıklıklar ile mutlak butlan tartışmaları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz indirmesini desteklememektedir. Son iki yıldır yüksek faiz politikası yüzünden kredilere erişimin zorlaşmış ve maliyetlerinin çok yükselmiş olması sebebiyle ticari işletmeler daralmaktadır. Hane halkının alım gücü sürekli düşmektedir. Böyle bir tablo ile seçime gidilmesi beklenmemelidir.
ABD – İran savaşının nereye evrileceğini tahmin etmek zor ancak her koşulda yeni bir faiz artışı yapmak seçimi kaybetmek anlamına gelebilir. İndirmek, enflasyonunun yönünü yeniden yukarıya çevirmesine sebep olabilir. Belki bir iki ay sabit tutarak Eylül 2026 sonrasında indirimlere başlanabilir. Seçimlere yine yüksek enflasyon ama düşük faizler sebebiyle kısmi rahatlama ile girilebilir.
Diğer taraftan CHP’nin üzerinde sallanan mutlak butlan davası can sıkıcı durmaktadır. CHP’nin içine düştüğü durum ibretliktir. Kılıçdaroğlu yönetiminin şimdiki durumun müsebbipi olduğu nettir ancak Özgür Özel yönetimi de düşünülenden, tahmin edilenden çok daha kötü durumdadır. Seçmenimizin üçte biri ise ne olursa olsun CHP’ye oy verme eğilimindedir. Mutlak butlan kararı çıkarsa ve Kılıçdaroğlu tekrar başa geçerse büyük tepki çekeceği görülmektedir. Bu durumda CHP seçmeni nasıl hareket eder, oylarını hangi partiye kaydırır tahmin etmek kolay değildir. Bir kesim yine CHP derken diğer kesimim oyları dağılabilir. Böyle bir vaziyet elbette Cumhur İttifakı’nın işine yarayabilir. Bu arada kurultayın iptal edilmesi için davayı CHP’lilerin açmış olduğu dikkatlerden kaçmamalıdır, hukukun bu konuyu araştırması son derece normaldir ve eğer gerçekten bir yolsuzluk, uygunsuzluk varsa elbette iptal edilmelidir. Bu davanın siyasi bir hareket olarak algılanmaması gerekir. Her ihtimalde CHP ve Türk siyaseti yara alacaktır. Her ne olursa olsun Türkiye için hayırlı olmasını temenni ederiz.
Bir diğer konu Terörsüz Türkiye sürecidir. Son derece anlamlı ve önemli olan bu süreç çeşitli kışkırtmalar, yanlış anlamalar, fırsatçılıklar, pazarlıklar ile devam ediyor gözüküyor. Terör örgütünün silah bırakması şartını karşılamaması yüzünden yavaşlayan süreç bugün basına düşen haberlere göre MİT ile terör örgütü arasında yapılan görüşmelerle çözülmeye çalışılıyormuş. Bu konuda en hassas nokta örgüt temsilcilerinin ne beklediği ve ne istediğidir. Hükümet tarafına göre herhangi bir pazarlık söz konusu değildir. En yetkili kişilerden gelen resmi bir beyan olduğu için aynen kabul etmek durumundayız. Ancak terör örgütü ve sempatizanları kendilerine göre bölücü söylemlerden vazgeçmiyor gözüküyor. Yapmış oldukları açıklamalardan bu sürecin sonunda silahların bırakılmasının ardından siyaset yoluyla özerklik ve sonrasında bağımsızlık peşinde koşacakları anlaşılıyor. Tek ülke, tek devlet, tek millet, tek dil söylemlerine katılmıyorlar. Bu durumda süreç nasıl ilerleyecek merak konusudur. Zamana yayarak, bırakalım ne diyorlarsa desinler, fazla ses çıkaramazlar, dedikleri arada kaynar gider, terör de bitmiş olur gibi düşünülüyorsa tutmayabilir. Neticede kendi kitleleri üzerinde belli bir etkileri olan örgütten bahsediyoruz, siyaset yoluyla ayrışmayı pekiştirebilirler. En azından bunu deneyebilirler ancak başarmaları düşük ihtimaldir çünkü Türkiye bölgenin en güçlü ülkesi haline gelirken küresel etkisini de genişletmektedir. Kendi iç dinamiklerinde ne tartışılırsa tartışılsın içeride kalacak, etkisi milli iradenin istediği kadar olacaktır.